
Matematik Dökümanları
Matematik Makaleleri
Matematik Lisanıyla İstikrar | Matematik Lisanıyla İstikrar |
|
|
Ö. Faruk GÜLDERENKaynak: Sızıntı Dergisi Matematik Lisanıyla İstikrar
Öyleyse, her adımda kalan yolun yarısını kateden bir canlı, ancak sonsuza kadar yürürse hedefine ulaşabilir. Bu prensiple sınırlanmış yol yürümede, canlının attığı adımın büyüklüğü ne olursa olsun, kalan yolun tamamını değil, ancak yarısını alabilmesi mümkündür. Yani, önünde daima gidilecek bir yol kalacaktır. Bu durum imkânsızı denemekten başka bir şey değildir, zîrâ hiçbir canlının ömrü buna yetmeyecektir. Çünkü atılan her adımda, varılan son nokta ile hedef arasındaki yolun sadece yarısını katetmek sözkonusudur.
Konuyla ilgili bir kudsî hadîste de Yüce Rabb’imiz sevgisini kazanmanın yolunu şu şekilde tarif etmektedir: “...Kulum Bana kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir amel ve ibâdetle yaklaşamamıştır. Kulum Bana nâfile ibâdetlerle de devamlı olarak yaklaşır, sonunda Ben de onu severim. Bir kere de kulumu sevdim mi, artık Ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. (Haram olan şeyleri dinlemekten, haram olan şeylere bakmaktan ve el uzatmaktan, kötü yolda yürümekten onu korurum...) Artık o kulum Ben’den bir şey isterse istediğini veririm, Bana sığınırsa onu korurum.”(Buharî, Tevhid 15)
Elbette, Allah’a kavuşma arzusuyla, O’nun (cc) rızasına vasıl olma iştiyakıyla kendimizden geçip coştuğumuz anlar olmuştur. Bazı özel gün ve gecelerde, kutlu zamanlarda kendimizi zorlayıp normalde yaptığımızın üzerinde nafile ibadetlerde bulunmuşuzdur. Ümidimiz odur ki, Yüce Rabb’imiz bunları kabul buyurur; fakat bu ibadetler kısa soluklu olursa bizi menzile götürmeye yetmeyebilir. Yukarıdaki hadîsteki “Kulum Bana nâfile ibâdetlerle de devamlı olarak yaklaşır, sonunda Ben de onu severim.” cümlesinden de anlaşılacağı gibi, önemli olan bu ibadetleri devamlı olarak yapmaktır. Yine başka bir hadîs-i şerifte, râvilerden Abdullah bin Amr bin el-As (ra) Hazretleri, Efendimiz’in (sas) kendisine şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Ey Abdullah, geceleri ibadet ederken daha sonra gece ibadetini bırakan falan kimse gibi olma.” (Buhari-Müslim) Yine Hz. Aişe Validemiz’in (ra) rivayetine göre, Efendimiz (sas) ağrı veya başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamadığında gündüzün on iki rekat namaz kılarmış. (Müslim)
Bütün bunlar ibadette istikrarın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Demek ki insan, nefsinin tesirinden kurtulup, kendi adım uzunluğu ölçüsünde istikrarlı bir şekilde O’na (cc) yürümelidir. Kudsî hadîste müjdelenen kul olma bahtiyarlığına erişmek için, yaptığı farz ve nafile ibâdetleri alışkanlık hâline getirmelidir. Kimi zaman nefis ve şeytan insanı ümitsizliğe düşürmeye çalışsa da kişi, gayretini ve şevkini kaybetmemek için elinden geleni yapmalıdır. Arada bir sürçse, ayağı kaysa bile kişi asla yeis girdabına düşmemeli ve karamsarlığa kapılmamalıdır. Adımlarının kısalığı, ubudiyetinin yetersizliği gibi mülâhazalar, kulu asla yavaşlatmamalı ve baş koyduğu yoldan geri çevirmemelidir. Nitekim, “Rabb’imizin en sevdiği ibâdet, az da olsa devamlı yapılan ibâdettir.” Yorumlar (0)
![]() Yorum Yaz
|